18 Kasım 2014 Salı

                                               HOLLANDA :)) 

Hollanda Krallığı bir kuzey batı Avrupa ülkesidir. Denizaşırı ülke olan Hollanda’nın Karayiplerde’de toprakları bulunurken, kuzey denizi, Belçika ve Almanya anakaranın komşu ülkeleridir. Hollanda yani anakara topraklarının büyük kısmı %38 si deniz seviyesinin altındadır ve ülkede çok sayıda köprü ve kanal bulunur, ülke aynı zamanda bir kanal ülkesi olarak da anılmaktadır. Hollanda Belçika ve Lüksemburg ile Benelüks ülkelerini oluştururken önemli bir tarım ülkesidir. Anakara topraklarından geçen 3 büyük nehir ülke tarım hayatı için önemli bir rol oynarken toprakların % 32 si tarım için kullanılmaktadır. Özellikle süt ve süt ürünleri tesisleşmeciliğin de oldukça ileri seviyelerdedir. Patates, şeker pancarı, buğday ve tahıllar Hollanda tarım ürünleri arasında en çok ihraç edilen tarım ürünleridir yine bahçecilik ve seracılık son derece gelişkin ve önemli bir dış gelir kaynağıdır. Şöyle ki, Hollanda dünyanın en büyük çiçek üretici ülkeleri arasında yer alır.
Hollanda madenler bakımından ise önemli bir özelliği göze çarpmaz. Her ne kadar son yıllarda petrol ve doğal gaz yatakları bulunup işlenmeye başlasa da ülke ihtiyacı için yeterli seviyeler de değildir. Kömür madenleri ve tuz yatakları ise Hollanda yer altı kaynaklarının diğer kısmını oluşturur.
Hollanda nüfusunun % 40’lık kısmı sanayide çalışmaktadır. Gemi üretimiHollanda ekonomisini can damarını oluştururken ülke de bulunan 300 den fazla tersane önemli bir gelir kaynağıdır. Yine Hollanda sanayisi elektrik ve elektronik aletleri fabrikaları, kamyon, uçak ve tren fabrikaları tarım ülkesi olmasının etkisi ile konservecilik ile şekillenir.
Hollanda ekonomisi güçlü bir ekonomidir. Uzun yıllar Avrupa ekonomisi arasında en ileri ülkeler arasında yer alırken, tarım, sanayi ürünleri, gemicilik ve bankacılık Hollanda ekonomisinin temel dinamikleridir. Hollanda dünyanın en fazla ihracat yapan 10 ülkesinden biridir. Ekonomi olarak ise 16. Büyük ekonomidir. Ülkede deniz iklimi hüküm sürdüğünden ılıman bir iklim etkisi altındandır. Her mevsimde ziyaret etme imkânı bulunan Hollanda’nın en önemli şehirleri ise Den Haag, Rotterdam, Utrecht, Eindhoven, Groningen, Harlem, La Haye ve Amsterdamdır. Rotterdam kenti Avrupa’nın en büyük limanlarından birisine ev sahipliği yaparken Hollanda ticaretinin nefes alıp verdiği önemli bir şehirdir.  

Neden Hollanda'da Yurtdışı Eğiti mi?
Hollanda hükümeti, ülkesinde eğitim almaya gelmiş öğrencilere neredeyse birçok Avrupa ülkesinde bulunmayan olanakları sağlamasıyla ünlüdür. Hollanda Avrupa’da İngilizce eğitim vermeye başlayan ilk ülkedir örneğin. Hollanda’nın resmi dili olan Felemenkçe’ yi öğrenmeniz zorunlu değildir. Ayrıca Hollanda yükseköğreniminde 1500’ e yakın uluslararası eğitim ve dersler sunulur. Felemenkçe öğrenme zorunluluğunuz yokken, İngilizce, Fransızca ve İspanyolca eğitim almanız ise Hollanda’ da eğitim almak isteyenler için son derece rahatlatıcı bir olanaktır.

Hollanda Eğitim Sistemi
Hollanda, vatandaşlarına eğitimi ücretsiz ve bir kamu hizmeti olarak sağlamaktadır. Ayrıca Hollanda eğitim sistemi, Hollanda anayasası ile belirlenmiş olan ‘’ kurma, yönlendirme ve donatma’’ özgürlüğüne sahip olan çok özel bir eğitim sistemi özgürlüğüne sahip sistemdir. Şöyle ki, bu eğitim sistemi özgürlüğünün sağladığı olanaklar;
Veli çocuğunu istediği okula gönderme özgürlüğüne sahiptir.
İstenildiği takdirde farklı inanç mensubu ve farklı dünya görüşüne sahip kişilere, kendi okullarını açma hakkı tanınmıştır.
Açılan her okul kendi eğitim politikasını belirleyebilmektedir.
Hollanda hükümeti, açılan her farklı okulun eğitim masrafları için bütçe oluşturmaktadır. Hollanda’ da bulunan temel eğitime sistemine gelecek olursak, zorunlu eğitim 12 yıldır. Çocuklar 4 yaşında okul öncesi eğitime başlayarak, temel eğitime motivasyonları oluşturulur. Okul öncesi eğitim ise zorunlu değildir. 6 yaşındaki çocuklar için ise, temel eğitim başlamış demektir. Zorunlu eğitim 12 yıl sürer. Öğrenciler 8.ci sınıfta ise CITO denilen bir sınava girmektedir. Girilen bu sınavı Türkiye’ de yapılan OKS sınavına benzetebilirsiniz.  Bu sınavın sonucu, öğrencilerin ne tür bir orta dereceli eğitim alacağı konusunu belirlemede yardımcı olmaktadır. Hollanda orta eğitim sisteminde ise, 3 çeşit orta dereceli eğitim vardır;
VWO yani lise
Havo, meslek yüksekokuluna hazırlık lisesi
VMBO, orta dereceli meslek eğitimine hazırlayıcı eğitimdir.
Hollanda’ da ki bu orta eğitim bölümlerinin arasında üniversiteye öğrenci hazırlayan sistem ise, VWO’ dur.  VWO orta dereceli eğitim sisteminin en uzun süreli olan okuludur ve toplam olarak 6 yıl sürer. Hollanda orta eğitim sisteminde, Felemenkçe ve bir yabancı dil öğrenme konusu ise zorunludur.

Üniversite Eğitimi
Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden birisidir Hollanda. Öyle ki, bu küçük sevimli ülke, 16 milyonluk iyi eğitimli nüfusu ile dünya üzerinde en varlıklı 15 ülke arasında yerini alır. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen insanlar ile kozmopolit bir kültüre sahip Hollanda, güvenli ve modern bir toplumdur. Böylesine varlıklı ve kozmopolit bir ülke de hiç yabancılık çekmeden, üniversite eğitimi alabilirsiniz. Kaldı ki Hollanda, üniversite eğitimi söz konusu olduğunda saygınlığı ve idealistliğinden ödün vermeyen bir ülkedir. 2008 yılı en iyi üniversiteler 200 sıralamasına, 11 Hollanda üniversitesi girmiştir. Hollanda üniversitelerine ayrılan devlet kaynakları Avrupa ilk sıradadır. Sadece Amsterdam üniversitesi yarım milyar avro bütçeye sahiptir. Hollanda üniversiteleri anadili İngilizce olmasa da Avrupa’da İngilizce eğitim vermeye başlayan ilk ülkedir örneğin. Üniversite eğitimi almak için Felemenkçe öğrenmenize gerek olmaması yine Hollanda’ da üniversite eğitimi almanız için geçerli bir sebep olabilir. Hollanda’ da yaklaşık 900 alanda İngilizce dilinde eğitim verilmekte iken, yüksek öğretim okullarında tamamı İngilizce olmak üzere 1500’ e yakın uluslar arası eğitim programı ve ders sunulur. Ayrıca Hollanda eğitim bakanlığı ülkeye daha fazla öğrenci çekmek için İngilizce,  Fransızca ve İspanyolca eğitim olanakları da sunmaktadır. Eğitim ve araştırma konusunun bir gelenek haline geldiği Hollanda üniversiteleri, akademik kariyer yapmayı planlayan kişilerin buluşma yeridir. Hollanda üniversitelerinde daha çok teori ağırlıklı eğitim verilirken, üniversitelerin sağlamış olduğu staj olanaklarıyla da öğrenci doğrudan kariyerine hazırlanır.
Bilmekte fayda var, 1 yıllık yaşam masrafınızı gitmek istediğiniz Hollanda üniversitesine gönderdiğiniz takdirde vizeniz, Hollanda üniversitesi tarafından alınır. Ayrıca Hollanda üniversitelerinde lisans veya yüksek lisans eğitimini tamamlamış kişilere 1 yıllık geçici çalışma izni verilmektedir.

Açık Öğretim Üniversiteleri
Geleneksel olmayan eğitim sistemine verilmesi gereken en iyi örneklerin başında gelir bu eğitim sistemi. Zamanının büyük çoğunluğunu üniversite eğitimine ayıramayan kişiler bu eğitim modelini tercih ederken. Hollanda eğitim modelleri arasında revaçta olan bir yükseköğretim modelidir. Türkiye de bulunan açık üniversite modelinin Hollanda’ da ki karşılığı da diyebiliriz. Hollanda açık öğretim üniversitelerinde eğitim almak için, orta öğretimi bitirip,18 yaşını doldurmuş olmak yeterlidir.  Hollanda açık öğretim üniversitelerinden mezun olunduğu takdir de alınan diplomalar, Hollanda’ da ki bütün üniversitelerce tanınmaktadır.

Yüksek Öğretim
Hollanda yeni çıkardığı yasalar sebebiyle, eğitim sisteminde bazı değişikliklere gitmiştir. Değişikliğe gittiği konulardan ilki, akademik yılı öğrencilerin toplamış olduğu kredilerin belirleyecek olmasıdır. 40 saatlik ders karşısında öğrenciler 1 kredi puanı kazanırken, 42 hafta süren 1 yıllık akademi takviminin sonunda hedeflenen 42 kredi puanı toplanmış olur. Hollanda yüksek öğretim alanında eğitimini 4 yılda bitirmek isteyen kişiler ise 168 krediye ulaşma zorunluluğu vardır. Bazı bölümlerin kredi puanı ise diğerlerine göre daha yüksektir. Söz gelimi, diş hekimliği, tıp ve eczacılık gibi bölümler yüksek kredili bölümlerdir. Doktora programlarının ilk yılı tamamlandıktan sonra öğrencilerin girmek zorunda olduğu sınav,  Propaedeutisch Examen’ dir. Doktora programının bu ilk yılını tamamlamış olan kişiler, eğitimlerini Hollanda’ da sürdürmek istedikleri takdirde okuyacakları üniversite ile önceden iletişime geçip şartları hakkında bilgi edinmelidir. Asgari olarak 4 yıl süren bu eğitimin sonunda, öğrencilerin Doctoral Examen sınavı ile 60 sayfalık bir tez yazması ise zorunludur. Doctoral examen, doktora yapmak isteyen her kişinin sahip olması gereken bir belgedir. Bu doktora ( post – doktorale programma’s) süresi ise 4 yıldır. Doktora öğrencilerine düşen sorumluluk ise, kendilerine verilen konu üzerine bilimsel araştırma yapmaktır. Aynı zamanda doktora öğrencileri, üniversiteler’ de asistan olarak görev alabilirler. Doktora tezleri, öğrencilerin talepte bulunması üzerine istedikleri dilde yazılabilmektedir.  Yazılan tezlerin savunması ise dekanlığın toplantısında yapılmaktadır.

Holanda Üniversiteleri
Amsterdam Üniversitesi, Delft Teknoloji Üniversitesi, Eindhoven Teknoloji Üniversitesi, Rotterdam Erasmus Üniversitesi, Lahey Üniversitesi, Hogeschool Eindhoven, Hogeschool Van Amsterdam, Hogeschool Van Utrecht, Ljselland Polytechnic,  Leiden Üniversitesi, Nijenrode Üniversitesi, Noordelijke Hogeschool Leeuwarden, Open Üniversity Of The Netherlands, Tilburg Üniversity, Groningen Üniversitesi, Limburg Üniversitesi, Nijmegen Üniversitesi, Twente Üniversitesi, Utrecht Üniversitesi, Vrije Üniversitesi, Wageningen Üniversitesi.

Hollanda Turizmi
Yıl boyunca 10 milyon turist ağırlayan sürprizlerle dolu bir ülkedir Hollanda. 6000 civarında ihtişamlı binalara kurulmuş, 50 den fazla müzesiyle kültüre merakı olan kişilerin zevklerini daha da incelikli hale getirmektedir. Dünyanın en büyük çiçek ihracatını yapan ülke hakkında hayal kurmaya başlasak nasıl olurdu acaba? Venedik’ten daha fazla kanala, Paris’ten çok daha fazla köprüye sahip ülkede çok çeşitli çiçek kokularıyla dolaşmak nefes kesici olmaz mıydı? Hollanda’yı tercih etme sebebimiz elbette bu gerekçelerle sınırlandırılamaz. Şöyle ki, Avrupa’nın en güzel şehirlerinden birisine şüphesiz Hollanda sahiptir. Amsterdam. Evet, Avrupa’nın bu en güzel şehri dünya üzerinde en çok ziyaret edilen 5. yerdir. Amsterdam yıl boyunca ise 4. 2 milyon turist ağırlar. İlk görüşte hemen etkilenebilirsiniz Avrupa’nın bu sessiz ve şirin ülkesinden. Tarihi binaların ihtişamına kapılabilir, sevimli çatıları ve pencereleri ile daracık uzun binalarının butikliğinden gözlerinizi alamayabilirsiniz. Yine Hollanda’yı ziyaret etme sebepleriniz bununla da son bulmayacaktır. Özgürlükler ülkesi desek acaba aklımıza Hollanda gelir mi?  Eğer bu gibi bir soruyla karşılaştığımız zaman aklımıza Hollanda gelmiyorsa, artık getirmeliyiz. Sebebi ise kişiye göre tuhaf gelebilir. Şöyle ki Hollanda, dünyanın diğer ülkelerin de yasak ve ayıp olarak algılanan birçok şeyi serbest bırakmasıyla ünlüdür. Bu nedenle her yıl dünyanın çeşitli yerlerinden gelmekte olan turistlerin akın ettiği bir ülkedir. Ülkede keyif verici birçok madde serbesttir örneğin. Ayrıca Hollanda, vatandaşlarının cinsel tercihlerine hoşgörü ile yaklaşmaktadır. Tüm bu Hollanda’yı ziyaret etme seçenekleri arasına, sizde yeni bir şeyler ekleyerek çok çeşitli hale getirebilirsiniz.
Dünya da çok az ülke, ağırladığı turistlere yardımcı olabilecek donanıma sahiptir. Hollanda, ülkelerine gelen turistlerin gönlünü yapmaya çalışırken, ıssız yerlerde pek bulunmamanız şartıyla Avrupa’nın en güvenilir ülkesi diyebiliriz. 
Ayrıca Nisan ve Mayıs ayında yapılmakta olan lale festivalini unutmamanızı öneririz. Yine dünyanın en büyük limanı Hollanda’nın, Rotterdam kentindedir. Meydanlarda sıkça rastlayacak olduğunuz açık hava konserleri ise gönlünüzü hoş tutacaktır.

Hollanda Vizesi

Hollanda vizesi, Hollanda seyahatinde bulunacak olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için zorunlu olan bir uygulamadır. İki ülke arasında vize uygulaması bulunurken Hollanda vizesi bulunmayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Hollanda seyahatlerinin gerçekleşmesi mümkün olmayacaktır, Türkiye Cumhuriyeti resmi pasaport sahibi kişiler (yeşil, gri, siyah) ise 90 günü geçmeme ön koşulu ileHollanda vize işlemlerinde muaftır. Hollanda vizesiHollanda vize işlemleri için çalışmalar yürütmekte olan kurumlar aracılığı ile alınabilirken aynı zamandaHollanda Konsolosluğu haftanın belirli gün ve saatlerinde şahsi başvuruları kabul etmektedir. Hollanda vizesi için seyahat başlangıç tarihinizden en az 15 gün önce müracaat etmiş olmanız seyahat tarihinizin esneklik göstermemesini sağlayacaktır.

Hollanda Konsolosluğu
Türkiye’de bulunan Hollanda Konsoloslukları başkent Ankara ve İstanbul’da faaliyetlerini sürdürmektedir. Hollanda Büyükelçiliği Ankara’da bulunurken Büyükelçiliğinin içerisinde bulunan konsolosluk bölümü Hollanda vize işlemlerine yönelik hizmetlerin de verilebildiği bir kurumdur. Hollanda vizesi için Hollanda Büyükelçiliği Ankara Konsolosluk bölümü kullanılabilirken aynı zamanda Hollanda Başkonsolosluğu İstanbul’da Hollanda vizesi işlemleri için çalışmalar yürütür. Aynı zamanda Hollanda Konsoloslukları Hollanda ile Türkiye arasında bulunan ikili ilişkileri, ticari faaliyetleri ve dostluk ilişkilerini geliştirip, iyileştirirken Türkiye’de bulunan Hollanda vatandaşlarının tüzel ve özel kişiliklerini, hak ve menfaatlerini korur. Yine Türkiye’de bulunan Hollanda vatandaşları pasaport yenileme, kimlik düzenleme gibi gelişmelerde Hollanda Konsolosluklarının hizmet alanı içerisindedir. Hollanda Konsoloslukları kısıtlı bir şekilde Hollanda vizesi başvurularını kabul ederken, Hollanda vizesi başvuruları büyük oranda Hollanda vize işlemleri için çalışmalar yürüten temsilcilikler aracılığıyla gerçekleşmektedir.
Ayrıca bu web sitesinin Büyükelçilik ve Konsolosluk ile ilgili bölümlerinde; Hollanda Başkonsolosluğu İstanbul adresHollanda Başkonsolosluğu İstanbul telefonve Hollanda Başkonsolosluğu hakkında detaylı bilgiler, aynı şekilde Hollanda Büyükelçiliği Ankara adresiHollanda Büyükelçiliği Ankara telefon, Hollanda Büyükelçiliği Ankara hakkında detaylı bilgiler ve Hollanda Büyükelçiliği Ankara Konsolosluk bölümüne dair bilgileri edinebilirsiniz.  
                                   Ebru Sanatı
Ebru, kâğıt üzerine, özel yöntemlerle yapılan geleneksel bir süsleme sanatıdır. Ebru sözcüğüne köken olarak, bulut anlamına gelen Farsça “ebr” sözcüğü gösterilmektedir. Bu sözcükten türetilen ve “bulut gibi” ya da “bulutumsu” anlamına gelen “ebri” sözcüğü Türkçe'de değişerek “ebru” biçimini almıştır. Gerçekten de ebru bulut izlenimi uyandıran bir görünümdedir. Ebru sözcüğü bir başka görüşe göre “yüz suyu” anlamına gelen Farsça “âb-rûy” tamlamasından gelmektedir. 
Ebru sanatının ne zaman ve hangi ülkede ortaya çıktığı bilinmemekle birlikte bu sanatın doğu ülkelerine özgü bir süsleme sanatı olduğu kesindir. Bazı İran kaynaklarında ilk kez Hindistan'da ortaya çıktığı yazılıdır. Hindistan'dan İran'a, oradan da Osmanlılar'a geçmiştir. Gene bazı kaynaklara göre de ebru Türkistan'daki Buhara kentinde doğmuş ve İran yoluyla Osmanlılar'a geçmiştir. Batıda ebru “Türk Kâğıdı” diye adlandırılır.

Ebrunun Yapılması

Ebrunun yapılışı oldukça zevkli ve sabır isteyen bir iştir. Önce uygun bir kâğıt seçmek gerekir. Çünkü her kâğıda ebru yapılmaz. Kâğıt, boyayı iyice emecek nitelikte ve dayanıklı olmalıdır. Eskiden hattatlar (güzel yazı ustaları) yazı yazmak için yüzeyine “ahar” denen özel karışımlı (nişasta ve yumurta akı) bir sıvı sürülen ve bu yüzden “aharlı” denilen kâğıt türünü yeğlerlerdi. Ebrucular ise bu tür kâğıtlar boyayı iyi emmediği için “aharsız” da denen ham kâğıt kullanırlardı. 
Ebru yapmak için genellikle dikdörtgen biçiminde, büyükçe ve yayvan bir tekne gerekir. Geven denilen otun gövdesinden elde edilen ve beyaz renkli bir tür zamk olan kitre, belli bir oranda, suyla bir kabın içinde karıştırılır. Kitre yerine salep, keten tohumu, ayva çekirdeği, gazyağı gibi birçok değişik madde de kullanılmaktadır. Kitre ile yapılan bu karışım 12 saat kadar bekletilir ve zaman zaman karıştırılır. Kitre bu süre sonunda erir ve karışım boza kıvamını alır. 
Daha sonra küçük fincanlarda ebru için boya hazırlanır. Bu amaçla kullanılacak boya çok ince toz haline getirilmeli ve suda eriyip dağılmayan bitkisel ve kimyasal boyalardan olmamalıdır. Fincanda su ile iyice karıştırılarak sıvılaştırılan boyalara ayrıca iki kahve kaşığı taze sığır ödü katılır. Bu işlemin amacı iyice ezilmiş boyanın dibe çökmeden yüzeyde kalmasını sağlamaktır. Bu biçimde hazırlanan değişik renkteki boyalar özel tekneye boşaltılmış olan boza kıvamındaki sıvının yüzüne serpilir. Yüzeyde birikintiler halinde kalan bu boyalar daha sonra tahta bir çubukla karıştırıldığında ya da yayıldığında şaşırtıcı ve ilginç desenler ortaya çıkar. Ayrıca hazırlayanın isteğine göre belli desenler de elde edilebilir. Bu desenlerin üzerine yatırılan özel kâğıt, 5-10 saniye sonra, iki ucundan tutularak kaydırmadan ve oynatmadan, kitap sayfası açar gibi bir yana doğru kaldırılır. Kâğıt, boyalı tarafı üste gelmek üzere uygun bir yere serilerek kurutulur. Böylece ortaya binlerce ayrıntı ve renk taşıyan desenler çıkar. Eğer, bu desenlerin arasına bir yazı ya da herhangi bir çiçek motifi yerleştirilmek istenirse, başka bir yöntem uygulanır. Yazı ya da motif, bir kâğıda yazılır ya da çizilir. Keskin bir araçla kenarları kesilip kalıp çıkartılır ve ebru kâğıdına zayıf bir yapıştırıcı ile yapıştırılır. Kâğıdın, yapıştırılan desenin bulunduğu yüzeyi yukarıda anlatıldığı gibi teknenin içine yatırılır. Elde edilen ebru kuruduktan sonra, hafifçe yapıştırılmış olan bölüm sökülünce yazı ya da motiflerin yerleri boş kalır. Bu yöntem hattat ve ebru ustası Necmeddin Okyay (1883-1976) tarafından bulunduğu için bu yöntemle yapılan ebrulara “Necmettin Ebrusu” denir. Ebrunun “battal ebru”, “taraklı ebru”, “çiçekli ebru” gibi daha birçok türü vardır. 
Ebru ciltçilikte ve hattatlıkta çok kullanılırdı. Bazen elde edilen ilginç ve güzel desenler bir tablo görünümünde olduğu için bu amaçla da kullanıldığı oldu. Türkler'den Hatip Mehmed Efendi (18.yüzyıl), Şeyh Sadık Efendi (19.yüzyıl), Bekir Efendi (20.yüzyıl başları) gibi çok usta ebru sanatçıları yetişmiştir. Bu sanatın Necmeddin Okyay'dan sonra yetişen son ustaları arasında Mustafa Düzgünman (doğumu 1920) ve Niyazi Sayın (doğumu 1927) özellikle anılabilir. 
Ebru, kitreyle yoğunlaştırılmış su üzerine tezyini 
 ile
 yapma sanatıdır. 
ır. Ebru sözcüğüne köken olarak bulut anlamına gelen ve Farsça bir kelime olan "ebr" sözcüğü gösterilmektedir. 
Ebru sanatının ne zaman ve hangi ülkede ortaya çıktığı bilinmemekle beraber bu sanatın doğu ülkelerine özgü bir süsleme sanatı olduğu düşünülmektedir. Bazı İran kaynaklarında Hindistan'da ortaya çıktığı yazılıdır. Bazı kaynaklara göre de Türkistan'daki Buhara kentinde doğmuş ve İran yoluyla Osmanlılar'a geçmiştir. Batıda ebru "Türk Kağıdı" olarak adlandırılmaktadır. Koyulaştırıcı bir madde ile kıvamı arttırılmış suyun üzerine, içine 
 katılmış, suda erimeyen boyaların serpilmesi ve su yüzeyinde meydana gelen şekillerin bir kağıda geçirilmesi ile yapılır. 

Ebru türleri

  • Battal Ebru : Su üzerine serpilen boyalara hiçbir müdahale olmaksızın yapılan ebru
  • Gelgit Ebru : Battal ebrudan sonra, önce enlemesine ,boydan boya, daha sonra yukarıdan aşağıya [[çizgiler çekildiğinde elde edilen ebru.
  • Şal Ebru : Gelgit ebrudan sonra çapraz çizgiler çekilerek elde edilen ebru
  • Somaki Ebru
  • Taraklı Ebru
  • Bülbül Yuvası
  • Çiçekli Ebru
  • Hafif Ebru
  • Koltuk Ebrusu
  • Ebru : "Akkase" (عاكسه), "yansıma" veya "kalıp" manesidir. "Aks" (عكس) "negatif" Arapça dilde aslı ve şimdi Farsçadan Türkçe'ye geldi. Bir oyma kağıtı kalıp veya Arap zamkı kullanılarak ebrunun figür ya da yazı şeklinde kapatılan yerlerinin ebru almaması sağlanarak yapılan figüretif ebru türü.
  • Neftli Ebru : ebru türünde tekneye atılan son boyanın içine neft katılarak yapılan ebru çeşidi.
  • Kumlu Ebru : Yüzey gerilimi düşük bir teknede, sürekli aynı noktaya boya damlatarak yapılan ebru çeşididir.
  • Hatip Ebru:Battal ebrudan sonra bizle boya damlatılır ve biz yada at kılıyla damlalara şekil verilir.

Ebru malzemeleri


Su

Kitre ,deniz kadayıfı boy tohunu ve sahlep gibi suyun yoğunluğunu sağlayacak doğal maddeler ile karıştırılır. Su kireçsiz ise dinlendirilmiş musluk suyu olabilir.Eskiler yağmur suyu kullanırmış.Tercihen saf su kullanılmalıdır. 

Toprak boya

Ebruda kullanılan boyalar eskiden doğada bulunan topraktan elde edilirmiş.Bu toprak ezilir elekle elenir ve suda süzülerek kullanıma hazır hale getirilirmiş. Günümüzde ezilmeye hazır halde yada ezilmiş boyalar kullanılmaktadır.Toprak boyalar mermer ve destiseng denilen el taşı nın yardımıyla ezilerek macun kıvamına getirilerek kullanılır.  



Ebru sanatı
                                                            Saat Nedir?

Bir günlük sürenin yirmi dörtte birine eşit, altmış Dakikalıkzaman dilimi, zaman parçası ve Günün hangi anı olduğunu gösteren alete Saat denir.
24 saat esaslı Saatler en az 15. yüzyıldan bu yana kullanıla gelmiştir. Saatlerin zaman göstermek dışında da işlevleri bulunmaktadır. Bir aracı zamana göre ayarlamak bunlardan birisi olarak gösterilebilir. Böyle bir kullanılışın örneği bombalarda ve fırınlarda görülebilir.
İlk çağlarda bir tahtaya dikili üçgen bir tahta formunda karşımıza çıkmış olan saat, teknolojinin gelişmesi ile biçim değiştirmiş, gelişmiş akrepli, yelkovanlı Mekanik saatlerin yapılmasına imkan vermiştir. Teknolojinin daha da gelişmesi ile Dijital saatlerin üretimi mümkün hale gelmiş, ardından teknolojinin daha da hızlanmasıyla, gelişim hızına paralel olarak analog görünümlü akrepli yelkovanlı dijital saatler dizayn edilmiştir.
Zaman içerisinde farklılaşmalar artmış, artık yelkovan ve akrebi olmayan, modern dizaynlı okuması olabildiğince zor saatler karşımıza çıkmıştır. Bu yönüyle saat, insanlık tarihinin bir aynası gibidir.
Saatin Bulunuşu ve ilk kez kullanılışı
Saat Mekaniği yapımının en temel kuralı, öncelikle zaman kavramının kesin anlaşılması ve dünya üzerindeki ortak bir dilmiş gibi okunabilmesini sağlayacak hesapların yapılmasıdır. Maddenin hayata gelmesini başlatan ve sonlanmasına doğru daima hareket eden zaman, elle tutulamayan, gözle görülebilen matematik ve geometri, trigonometri gibi bilimlerle hesaplamaları yapılabilen bir kavramdır. Zaman içinde zamanı gösterebilecek işaretlere ihtiyaç duyulmuştur.
Güneş ve Ay bu işaretlere iki temel örnek olmuştur. Dünyanın kendi etrafında dönüşü ve ayın dünya etrafında dönüşü zaman hesabında kolaylık sağlayan temel işaretlerdir. Daha geniş zaman hesabı ise bizim genel evren içerisindeki durumumuzdur ve görecelidir. Dünyanın güneş etrafında ve kendi ekseni etrafında dönüşü dilimlere / meridyenlere ayrılarak metre hesabı ile zaman hesaplamasına aktarılabilmiştir.
İlk bulunan saat güneş saatidir. Mısırlılar tarafından bulunmuştur. Güneş saatinin temel çalışma prensibi bir yüzey üzerine çizilmiş olan saat çizgileri ve bir çubuğun bu saat çizgilerinin üzerinde oluşturduğu gölgesi yardımıylazamanın belirlenmesidir. Güneş gökküresi üzerinde bir tam devrini 24 Saatte tamamladığı için ( Yer kendi ekseni etrafında 24 saatte döner ), yerel ortalama zamanı ve bazı düzeltmelerle bölge ortalama zamanını bulmak mümkün olabilmektedir.
Saatin Tanımı
Bir Dakikası 60 saniye, tamamı 60 Dakika olan, 24 Saati toplam bir Gün yapan ve bir haftada 168 saat durmadan dönen, zamanı gösteren Alet / takıya “ saat ” denir.
Saat, kimi zaman zamanı gösteren bir motor, kimi zaman şık bir takıdır. 2 Güneş saati, kum saati, kol saati gibi çok çeşitli saatler vardır. Hayatımız zaman dilimlerine göre ayarlanmış olup, bunun için dünya bile dilim dilim edilip meridyenlere bölünmüştür. Bir gün, her saati 60 Dakikadan ve her Dakikanın 60 saniyesinden oluştuğu 24 Saattenmeydana gelir. Her yeni gün gece yarısında 00’da başlar. 24 saatte yani 23.59.59 da biter. Her gün 1 saati 60 dakikadan 1440 dakika ve her dakika 60 saniyeden 86400 saniye eder. Her saniye ise kendi ondalıklarına bölünür. Saniye, Systeme International d’Unites’in bir birimidir. İlk olarak 1 güneş gününün 86400 de biri olarak kabul edilmiştir. Söz konusu tarif, yerkabuğu seviyesi ya da aysberglerin parçalarına göre bazı küçük düzensizliklere yol açması, dünyanın hız seviyesi farkları yaratması nedeniyle sorgulanmıştır. Zaman, modern teknoloji ile atomik bir işlemci gibi ölçülmektedir. Böylece standart metre de yeniden atomik saatin kullanılması tariflenmiş olup 1983 yılından beri, metre havasız bir tüp içerisindeki ışığın kat ettiği mesafe olarak 1/299.792.458 saniyedir. Eşitlenmiş Evren Zamanı (UTC), Uluslararası Atomik Saat (IAT) dünyanın tüm köşelerindeki 150 adet Atomik Saat makinesi tarafından alınan ortalama değer demektir.
Bu saatler yılda 2 saniyeden fazla hata yapmamaktadır. Böyle küçük dalgalanmalı farklar (muhtelif dünya köşelerindeki saatler) pratik bir zaman skalasının takdimi olup, UTC nerede olursa olsun IAT’nin 1 saniyesi UTC’nin 1 saniyesidir. Bu zaman hesabının 30 Haziran ve 31 Aralık’ta 1 saniye eklenerek ya da çıkarılarak AstronomikSaate uydurulması gerekmektedir. UTC, 0 meridyen referans olarak alınmakta (GREENWICH), GMT çok fazla kullanılmamaktadır. Uluslararası anlaşma 1972 yılında İsviçre’de onaylanmıştır.
Günümüzde saatler dijital (sayısal) veya analog göstergeli olarak bulunabilir.
İnsanlar Taş devrinde zamanı ölçecek bir aracı gerekirdi. Sabahleyin belirli bir anda kalkınması, hayvanların belirli anlarda beslenmesi, ürünlerin belirli anlarda pazarlara götürülmesi gerekliydi. İlk saatler, bir gölge düşüren ve gölgenin denilen uzunluğuna kısalığına göre zamanı göstermeye yarayan basit " Güneş Saatleri"dir. başlangıçta bunlar birer uzun sütundu.bu sütunların üzerine ya da çevresine işaretler konulmaya başlandı.
Güneş Saatleri, özellikle kış aylarında yararsız duruma geldiği için " Su saati " icat edildi. Hatta, geceleri de zamanı gösterdiğini belirtmek için bunlara "gece saati "adıda verildi.
Çin'de, Mısır'da ve Mezopotamya'da 5000-4500 yıl önce bu saatler kullanılmaktaydı. Çinliler bir kaptan ötekine akan ve biri boşalınca bir ya da iki saatin geçtiğini gösteren su saatleri kullanılmıştı. Yunanlılar ve Romalılar bu saatlerin daha gelişmiş şekillerini yaptılar. Bu arada İskenderiye şehrinde Yunanlı bir saatçi alk defa bazı silindirler ve çarklar kullanarak kendi kendine işleyen ilk su saati bulundu.
Bununla birlikte zamanı aralıklarla daha iyi öğrenmek gereksinimi "kum saati" denilen araçların icadına yol açtı. Kum saati birbirine benzeyen iki kısımdan meydana geliyordu. Bu kısımlar çok ince bir boğazla birbirine bağlandı. Üst kısma koyulan kumlar bu boğazdan geçerek yarım saat içinde aşağıda toplandı. Üstteki kumların hepsi aşağıya dökülünce tam yarım saatin geçtiği anlaşılıyordu. zamanla Camın üzerine çizgiler konularak Dakikalar da gösterilmeye başlandı. Bunlar geçtiğimiz yüzyılın başlarına kadar gemilerde kullanılırdı.
Su ve kum saatleri işaretli mumlar da zamanı gösteren aygıtlardır. Nitekim uzun bir mum üzerinde saatleri gösteren işaretler bulunur, mum eridikçe saatlerin ilerlediği anlaşılırdı. Kilise çanları orta çağlarda zamanı belirlemekte önemli rol oynardı. Haçlı seferlerinden sonra, Avrupa'da uyguladılar. Batıda rakkaslı saati 1.000 yılında Papa İkinci silvestr yaptı. İlk rakkaslı saatlerin çarkları ve kadranları büyüktür. Bunlar zamanla gelişti. Galilo, bir ipe bağlı ağırlıkların yani sarkaçların büyüklüğü ne olursa olsun, ip uzunluğu aynı ise aynı süre içinde sallantılarını tamamladıklarını icat etti.
Saat Tipleri - Saat çeşitleri
1. Atom Saati
2. Elektronik saat
3. Su saati
4. Kum saati
5. Güneş saati
6. Sarkaçlı saat
7. Zemberekli saat
8. Kronometre
9. Köstekli saat
10. Mekanik saat
11. Ateş Saati
12. Mum Saati
Saatin Tarihçesi
1524’te Alman kilit ustası Peter Henlien, tarihte bilinen ilk kurmalı saati üretti. O zamana kadar mekanizmaları çalıştırmak için sürekli yer değiştirilen ağırlıklar vardı. Kurmalı saatler, yayları gevşedikçe zamanı göstermemeye başlıyordu ama onların sayesinde taşınabilir saatler üretilmeye başlandı.
1550’lerde piyasada Almanya ve Fransa üretimi saatler dolaşmaya başlamıştı. 1575’te İsveç ve İngiliz üreticiler ortaya çıktı. Saat, zamanı gösteren bir araç değil, yeni ortaya çıkmış bir modaydı henüz. Çelikten yapılan iç mekanizmalar, bu yıllardan sonra pirince dönüşmeye başladı. Yine de saat denince, istediği zaman duran, istediği gibi hata yapma hakkını kendinde gören zımbırtılar akla geliyordu. Buna rağmen eski sistemlere dönülmüyordu, parası olan herkes bir saat alıyor, saati olmayan komşular ayıplanıyordu. Yine de saati bir arzu nesnesi haline getiren bu teknolojik gelişmeler değil, 1600-1675 arasındaki şekilsel yeniliklerdi. Dedik ya saat hâlâ bir aksesuar olarak görülüyordu.
1600’den sonraki değişiklikler bu görüşü değiştirmedi. Teknikten çok görünüşü değiştirirseniz, yani tribüne oynarsanız böyle olur haliyle. Artık saatlere mücevher gözüyle bakılıyor, yatırım için saat alınıyordu. Basit bir kutudan yuvarlak, silindir şekillere geçilmiş, altına üstüne değerli madenlerden şapkalar takılmıştı. Sonradan metal kısımların yerine kristal parçalar eklenmişti, metal kalanların da Altın olmasına dikkat ediliyordu. Kristal kapaklar, kapağı kaldırmadan saati görmeyi de sağlıyordu ama bu kadar parıltılı göründükten sonra kimin umurunda.
1656’da ilk sarkaçlı saat üretildi. Sarkaç mantığını Galileo’nun bulduğu düşünülür, hatta çizdiği ama yapamadığı bir tasarımı olduğu söylenir. 1660’da saatler sadeleşme eğilimine girdi, şıkır şıkır saatler artık kadın saatleri olarak görülüyordu. 1675’te teknik iyileştirmeler yapıldı, artık saatiniz bir Günde birkaç saat değil, sadece birkaç dakika sekiyordu. Böylece saatin kadranına dakikalar çizilip saate yelkovan eklendi. İngiltere kralı, Saatini yerleştirmek için cepler diktirdiği yeleğiyle ilk kez halkın önüne 1675’te çıktı.
1704’te Dullier adında bir üretici, Pirinç parçaların bazılarını mücevherlerle değiştirmeyi denedi. Sonuç, ucuzlama trendine giren saatler arasında fiyatıyla soyluların iştahını kabartan yeni bir alternatifti. Bugün yüksek fiyatlarla satılan prestijli saatlerin ilki diyebiliriz sanırız Dullier’e. 1725’te ucuz saatlerin bir yerine de kıymetli taş koyma modası başlayıp bir süre devam etti. 1750’de ilk kez bir üretici saate kendi ismini verip marka yaratmaya kalktı.
Saatin tarihi1721’de George Graham’in yaptığı sarkaçlı saat, günde sadece bir saniye şaşıyordu. 1761’de John Harrison’ın yaptığı saat o kadar dakikti ki deniz yolculuklarındaki ölçümlerde kullanılmaya başlandı. İngiliz hükümeti, bu başarısını, bu zamanın parasıyla 10 milyon dolar vererek ödüllendirdi. Bu saat, günde saniyenin beşte biri kadar şaşıyordu.
1800’lere kadar bol mücevherli ve işlev açısından birbirinden farksız saatler üretilmeye devam edildi. 1800’de ilk kez bir cep kronometresi yapıldı, yani saniye ilk kez cebe girdi. 1850’de Amerika’da ilk kez seri üretim saat yapılmaya başlandı.
1952’de ilk kez kurulmayan bir saat üretildi, bu saat, “pil” denen mucize sayesinde çalışıyor ve hiçbir kurmalı saatin ulaşamadığı dakikliğe ulaşıyordu. 1970’de elektronik saatler piyasada ilk kez görüldü. Bugün uzaktan kumandalı, MP3 çalan, fotoğraf çeken saatler var.

                                     

                                 Paris Hakkında Bilgiler


Paris, Fransa’nın başkenti ve dünya turizm merkezlerinden biridir. Yaklaşık 12 milyon nüfusu ile Avrupa’nın en popüler noktalarından biridir. Sen Nehri kenarında bulunan şehir romantizm ve ışıklar kenti olarak da bilinir.
Paris, tarih, kültür, mimari, moda, sanat, yemek ve tasarım gibi konuları bir araya getiren şehirdir. Şehirde yer alan birçok şey UNESCO Dünya Tarih Mirası listesindedir. Sen Nehri de bunlardan biridir. Günlük hayatı kozmopolit potada eritebilen Paris, birçok farklı hayat tarzı ve bakış açısının bir arada görülebileceği bir yerdir.
Paris, her yıl yaklaşık olarak 45 milyon turist tarafından ziyaret edilen Eyfel KulesiNotre Dame Katedrali, Sen Nehri, Louvre Müzesi ve Moulin Rouge gibi turistik noktalar ile ünlü olan Avrupa şehridir.

Paris Tarihi

Varlığına Kelt – Roma etkileri altında başlayan Paris, ismini bölgedeki Gallo – Kelt kabilesinden almıştır ve ilk adı “the Parisii”dir. Sen Nehri kıyısında kurulu olan Paris, birçok farklı egemenlik çeşidine şahitlik etmiştir. Orta Çağ ise şehri birçok açıdan zenginleştiren bir dönem olmuştur. Özellikle eğitim anlamında büyük adımların atıldığı bu dönemin ardından Fransız Devrimi ile yepyeni bir dönem başlamıştır. 21. yüzyılda yaşanan siyasal gerginlik ve savaşlar nedeniyle zor günler yaşasa da Paris her zaman için dünyanın yıldız şehirlerinden biri olma özelliğini korumuştur. Detaylar: Paris Tarihi
Paris Hakkında Bilgiler

Paris Hava Durumu & Gezi İçin En İyi Zaman

Paris her mevsimde ziyaretçilerine farklı seçenekler sunan bir şehirdir. Fakat bazı dönemlerde daha çekici olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Kış ve yaz mevsimlerinden ziyade ilkbahar ve sonbahar aylarında daha çok ziyaretçisi olan Paris bu dönemlerde ortalama 12+ derecelik hava sıcaklığına sahiptir. Paris’e gidilecek en iyi zaman sizin ne istediğinize bağlı olarak değişse de göz önünde bulundurmanız gereken birkaç nokta bulunmaktadır. Detaylar: Paris Hava Durumu & Gezi İçin En İyi Zaman

Paris’te Para ve Kredi Kartı Kullanımı

Paris gibi metropolit bir şehirde para ve kart kullanımı önemli konulardan biridir. Dünyanın en pahalı şehirlerinden biri kabul edilen Paris’te para ve kart kullanımı ile ilgili birçok imkan sunulmaktadır. Diğer birçok AB ülkesinde olduğu gibi Euro kullanılmaktadır ve eğer elinizde Euro yoksa döviz bozdurma işlemini birçok yerde yapabilirsiniz. Nakit taşımanız faydanıza ama kart kullanımı da yaygındır. Detaylar: Paris’te Para ve Kredi Kartı Kullanımı

Paris Hakkında Bilgiler

  • Dil: Fransızca
  • Nüfus: 12,161,542 (2009 verilerine göre)
  • Telefon Kodu: Ülke kodu 33, Paris için şehir telefon kodu 01
  • Para birimi: Euro
  • Zaman dilimi: Merkezi Avrupa Saati UTC +1
  • Vize: Schengen
  • Resmi Tatiller: 01 Ocak (Yılbaşı), Paskalya Pazartesi (değişmektedir), 01 Mayıs (İşçi Bayramı), 08 Mayıs (Zafer Günü), Hz. İsa’nın Diriliş Günü (değişmektedir), 14 Temmuz (Whit Pazartesi), 15 Ağustos (Ulusal Gün), 01 Kasım (Hz. Meryem Günü), 11 Kasım (Azizler Günü), 25 Aralık (Noel)
  • Türk Konsolosluğu: 44 rue de Sevres 92100 Boulogne – Billiancourt

Festivaller & Fuarlar

Paris birçok festival, fuar ve organizasyona ev sahipliği yapmaktadır. Bu organizasyonların bazıları şunlardır: Ocak ayında Fransa – Dakar rallisinin başlangıcı buradan yapılır. Ocak – Mart arasında bir film festivali düzenlenmektedir. Mart ayı ise birçok fuarın düzenlendiği aydır. Bu ay içerisinde kitap, tarım, turizm ve seyahat fuarlarının yanı sıra Paris – Nice bisiklet yarışı düzenlenmektedir. Bir diğer bisiklet yarışı olan Paris – Roubaix yarışı Nisan ayında düzenlenir. Nisan ayı içerisinde Müzik İlkbaharı, Model Fuarı ve Paris Maratonu organize edilmektedir. Mayıs ayı Bahar Festivali’nin düzenlendiği aydır. Mayıs ve Haziran aylarında Uluslar arası Telekomünikasyon Fuarı ve Fransa Açık Tenis Şampiyonası düzenlenmektedir. Haziran ayında düzenlenen başka bir organizasyon Hava Gösterisi’dir. Sonbahar döneminde Uluslar arası Fotoğraf, Video ve Ses Festivali tertiplenmektedir. Ekim ayı içerisinde ise Montmartre Bağbozumu Festivali, Uluslar arası Dans Festivali ve Kış Sporları Fuarı düzenlenmektedir. Aralık ayında Uluslar arası Bot Gösterisi Paris’te izlenebilir.

Hastaneler

Paris’te elliye yakın devlet hastanesi bulunmaktadır. Eğer herhangi bir durumda ambulansa ihtiyaç duyarsanız 15 i aramanız gerekmektedir. İngilizce konuşanlar için Avrupa Birliği yaygın ambulans numarası ise 112’dir. Acil tedaviler için 01 53 94 94 94 numaralı telefondan Urgences Medicales de Paris ya da 01 47 07 77 77 veya 0 820 332 424 numaralı telefonlardan SOS Medecins’e ulaşabilirsiniz. Bu iki kurumda günün yoğunluğuna, saate ve Fransız sosyal güvenliğine sahip olup olmamanıza göre 35 – 90 Euro karşılığında sağlık hizmeti sunmaktadır. Paris’te bulunan gidebileceğiniz birkaç hastane ise şunlardır: Paris Amerikan Hastanesi – 01 46 41 25 25, bu özel hastane 63 blvd Victor Hugo 92200 Neuilly- sur- Sen adresinde bulunmaktadır. 24 saat tıbbi yardım ve diş tedavisi imkanı sunmaktadır. Hertford İngiliz Hastanesi – 01 46 39 22 22, 3 rue Barbes, 92300 Levallois- Perret, Anatole’de bulunmaktadır. Amerikan Hastanesine göre fiyat olarak daha uygun bir seçenektir. Hotel Dieu Hastanesi – 01 42 34 82 34, 1 place du Parvis Notre Dame, 4e’de bulunmaktadır. Şehrin en büyük devlet hastanelerinden biridir. Saat 20.00’den sonra hastane girişi rue de la Cite’den yapılmaktadır.
                                                   TAYLAND :))

TAYLAND eski adıyla SİYAM yada bugünkü adıyla TAYLAND Krallıgı diye anılır .TAYLAND’ın dilimizdeki karşılığı ÖZGÜR ÜLKE anlamındadır . Nüfusu 2009 verilerine göre 65,905,410 kişidir .Okur yazar oranı %93.8 dir . Yüz ölçümü 514 000 km karedir . TAYLAND mevki itibariyle güneydoğu asyada Malay yarımadası ve Hint-Çin’i üzerinde kuzeyde Burma ve Laos / doğuda Laos , Siyam körfezi / güneyden Malezya / batıdan Burma ve Andaman deniziyle çevrili ve mevki itibariyle stratejik öneme haiz bir Krallıktır . TAYLAND Krallıgı Anayasaya sahip monarşik bir yapı içerisindedir ve kendi Anayasası ile yönetilir . İdari olarak 72 vilayete ayrılmıştır ve her vilayet bir Vali tarafından idare edilir . TAY toplumunda klan türü yada sınıf farkı diye bir ayırımcılık yoktur Monogami aileler sosyal birim olarak kabul edilir .TAYLAND’ta Üç mevsim vardır. Mart-Mayıs ayları arası sıcak , Haziran-Ekim ayları arası yağmurlu , Kasım-Şubat ayları arası serindir buna rağman yıllık ortalama mevsim sıcaklıkları 26 derecenin altına düşmemektedir .Bu nedenle TAYLAND’a turizm amaçlı gidecek olan kişilerin bu mevsimleri dikkat’e alarak ona göre karar vermeleri gerekmektedir.
Budizmin başkenti Bangkok’da Osmanlının izleri.
Bu günkü uzak doğuda melekler şehri diye adı geçen Bangkok aynı zamanda müslümanlarında yaşadığ ve ibadetlerini serbestçe yerine getirebildikleri bir şehirdir.
Bangkok’daki cami sayısı aşagı yukarı 55 civarıdır ve bunların en önemlisi Caran Kurun bölgesinde bulunan Bang Uthit camidir.
Sultan II Abdülhaamid’in arzusu olarak yaptırılan ve o günkü Tayland kralı tarafından kabul görerek inşasına izin verilen cami günümüzdede hala ibadete açıktır ve üzerinde Osmanlı arması taşımaktadır.
BANGKOK havalimanı’na uçaktan indiğinizde ilk hissedeceğiniz şey sıcak ve nemli bir hava, ikinci hissedeceğiniz şey sıcakkanlı ve güleryüzlü insanlar ,üçüncüsü ise sizin tarafınızdan keşfedilmeyi bekleyen TAYLAND’ın eğzotik atmosferi ve size elindeki malı ne pahasına olursa olsun satmak isteyen satıcılar olacaktır . TAYLAND’ta bir malı satın alırken dikkat etmeniz gereken tek şey çok sıkı pazarlık etmek olmalıdır . Sıkı bir pazarlıkla alacağınız malın fiyatını yarıyarıya hatta ve hatta üçtebir fiyatına indirmeniz mümkündür . BU arada bütün esnafın boynunda asılı bulunan hesap makinaları çok dikkatinizi çekecektir . Eğer TAYLAND’a palmiye ağaçları altında güneşlenmek , masmavi bir denizde serinlemek , su sporları veya dalış için gidiyorsanız görülmesi gereken yegane yer PHUKET Adasıdır . Çevresindeki elliye yakın adasıyla PHUKET bir cennettir . Bunların içinde Leonardo Di Caprio’nun oynadığı BEACH / KUMSAL filminin çevrildiği Phi Phi adası ,eğer fil safari yapmak istiyorsanız TOMORROW NEVER DIE filminin çevrildiği JAMES BOND adası mutlaka görülmesi gereken yerler arasındadır .Eğer PHUKET’te kalacak bir kaç gün daha vaktiniz varsa mutlaka ve mutlaka Dünyaca ünlü orkide yetiştirme çiftliği PHUKET ORCHİD GARDEN’ı görmeniz geçireceğiniz en güzel günlerden biri olacaktır
PATTAYA SAHİLİ
KOH SAMUİ Adası=:Koh samui adası TAYLAND Körfezinde olup karaya yaklaşık 15 kilometre mesafededir . Üzerinde 48.000 kişi yaşayan bu adanın çevresini bir saat’te dolaşabilirsiniz . Hindistan cevizi ve palmiye ağaçlarıyla süslü olan bu adanın ikinci bir ismide CENNET adasıdır .Adanın başkenti NATHON olup buradan ana karaya ulaşmak için feribot iskelesi bulunur .Adanın en güzel sahilleri Lamai Beach ve Chaveng olup Chaveng aynı zamanda adanın eğlence merkezidir. Aktiviteler açısından çok zengin olan Koh samui adasında Deniz dünyasında Scuba Diving yapabilir .golf yaparak stres atabilir, Go Kart arabalarına binerek bu heyecenı yaşayabilirsiniz .GEZİLECEK YERLER = Tatlı su samui şeleleri ,Biğ budha Tapınağı , Maymular çiftliği ,Kelebek çiftliği , Yılan çiftliği’dir bu arada Filler ile tropik ve eğzotik ormanda safari yapıp unutulamayacak anlar yaşayabilirsiniz . Koh samui adası zengin deniz ürünleriylede çok ünlüdür özelliklede Çin Fisher Man balıkçı kasabası bu konuda çok zengin seçenekler sunar . Adada ayrıca tekne turları Thai Box , Pup barlar ve canlı müzik turistler için ayrı bır eğlencedir.————–PATTAYA HAKKINDA BİLGİLER——————————————————–Pattaya Başkent BANGKOK’un 135 km kadar güney doğusunda yer alır İdari olarak Chonburi’ye bağlı olsada kendi kendini yöneten özel belediye stastüsüne bağlıdır . Bu şehirde yaşayanların çoğunluğu Batı Avrupadan ve Kuzey Amerikadan gelen yabancılardır ..Son zamanlarda sayılarında artış gösteren Doğu Asya ve Rusyadan gelen göç eden yabancıların talepleri doğrultusunda bu şehirde inşa edilen çok katlı yüksek apartman sayısı BANGKOK ‘tan sonra ikinci sıraya oturmuştur . Pattaya hakkında anlatacak o kadar çok şey varki ama ne yazıkki buraya gelen turistler ya alışveriş yada sex amaçlı oluyor buda Pattaya’yı doğru bir biçimde tanıtma imkanı vermiyor . Pattayada’da denize girmek isteyenler Koh larn Adasına yolcu motorları ile ulaşabilir akaşama kadar yüzebilir ve aynı motorla geri dönebilirler ..Alkazar show vede Tiffany Show mutlaka görülmesi gereken avrupada bile eşine rastlamayacağınız gay show ‘lardır . Walking street ‘te Jaz bar ,go go bar Diskoları , ve dünyanın hiç bir yerinde eşine rastlayamayacağınız programları eşine rastlayamayacağınız kadar cüzi paralara görmeniz mümkündür . Bu arada X Zite Disko’yu Muhakkak görmenizi önererim . Pattaya’da her markanın gerçeklerini ve gerçeğinden ayırt dahi edemeyeceğiniz taklitlerini bulmanız mümkündür ..Yabancıların tercih ettikleri yerleşim bölgelerinin başında ise JOMTİEN BEACH gelmektedir . Pattaya’da her zaman günübirlik turlar düzenlenmektedir bunların içlerinde görülmesi gerekenlerin en başında MİLLİON YEAR STONE PARK ,TİMSAH ÇİFTLİĞİ TURU ,MERCAN ADASI, ÜNLÜ KWAİ KÖPRÜSÜ gelir . ————–PATTAYA aynı zamanda bir Fetivaller şehridir . Senenenin belirli ay ve günlerinde hem Turizm’i canlandırmek , hemde esnafın kazancını arttırmak aynı zamanda turist’lere bir aktivite sağlayıp daha ucuz alışveriş etmelerini sağlamak için değişik festivaller yapılır . Su festivali . Müzik festivali ,Gay festivali , Kovboylar festivali , Cadılar bayramı gibi Daha nice festivaller ‘i Pattaya’da görmeniz mümkündür PATTAYA’da görülmesi gereken yerlerden biriside mutlaka BIG BUDHA tapınağıdır buralara kadar gelmişken buranın mutlaka görülmesi gerekmektedir . PATTAYA’nın ikinci bir ismide ( 24 saat uyumayan şehirdir ). Zira bu şehirde yaşam ve hareket hiç durmadan devam etmektedir tabi bir şartla eğer sizin uykusuzluğa ve bu tempoya 24 saat dayanacak gücünüz varsa .
BAŞKENT BANGKOKBANGKOK Thai dilinde Melekler şehri olarak anılır . Birinci RAMA tarafından 1782 yılında kurulmuştur . TAYLAND’ın Başkenti ve mutlaka görülmesi gereken bir yerdir . Son verilere göre nüfusu 12 000 000 Bunun yaklaşık 5 000 000 kişisi yerleşik yabancılardır . Görülecek yerlerin başında YÜZEN ÇARŞI ,CHAO PHRAYA nehiri (tekne turuyla), ÇİN MAHALLESİ, WAT PHO tapınağı ve içindeki YATAN BUDHA heykeli, WAT TRAİMİT temple ALTIN BUDHA heykeli (5,5 ton ağırlığında ), GRAND PLACE ve içinde bulunan dünyaca ünlü EMERALD Zümrüt budha heykelidir (Bu heykel Tayland’lılar için manevi değeri çok yüksek bir heykeldir ) , JİM THOMPSON evi (Dünyaca çin ipeğini Dünyaya tanıtan ünlü tüccarın evi ) gelir . Bangkok’ta ayrıca yaklaşık 400 civarında Tapınak vardır .
BUDHA TAPINAĞI
BANGKOK aynı zamanda Dünyada eğlence ve gece yaşantısı ile bir numaraya oturmayı hak etmiş durumdadır. Nana plaza , Cowboy street , İçerisinde çok sayıda Bar, Disko ,Birahane, bulunan 9 Rama Caddesinde bulunan PREMİER eğlence Kompleksi , New phetburi road üzerindeki ROYAL CİTY Avenue , Ratchadapisek road üzerinde bulunan (Phoebus Amphitheatre complex )ve Sukhumvit Road üzerinde bulunan Pat pong 1 ve 2 mutlaka gece hayatını sevenlerin gezip görmesi gereken yerlerdir .Bu cadde ,üzerinde geceleri kurulan taklit eşya satan tazgahlar yüzünden yürüyebilmenin çok zor olduğu ,ama zorda olsa yürümekten çok zevk alabileceğiniz ve alışveriş yapabileceğiniz bir yerdir .BANGKOK NANA PLAZA EĞLENCE MERKEZİ
TAYLAND aynı zamanda Gümüş işçiliği ve Tik (TEAK) ağacından yapılan ahşap oyma el sanatları ile çok ünlüdür .Bu eşi bulunmaz gümüş takıları ve bu harika ahşap oymacılık sanat eserlerini ,dünyadaki eşi ve benzerlerinden çok ucuz fiyata bangkok’ta bulabilirsiniz.
TAYLAND TİK AĞACI AHŞAP EL ÜRÜNLERİ

– EŞİ VE BENZERİ OLMAYAN TAYLAND AHŞAP OYMACILIK EL SANATLARI — Bangkok’a kadar gitmişken mutlaka görmeniz gerekli olan bir şeyde Bangkok’un hayanat bahçeleridir .Buralarda ünlü Timsah show ve fillerin show’unu seyretmek ayrıca hafızalarınıza ve kameralarınıza unutulmayacak görüntüler kaydedecektir . . Bu arada Bangkok’ta bulunan Siam Ocean World (Dünyanın en büyük deniz altı akvaryumu ) ve Pattaya’da bulunan UNDER WATER WORLD sizleri apayrı bir Dünyaya götürecek ve deniz altı dünyasını keşfetmenize olanak sağlayacaktır .PRASAT MAİ (SANCTUARY OF TRUTH) Muhteşem ahşap el oymacılığı sanatının en üst zirvesi . Kişi başına 500 TAYLAND Baht’ı karşılığında Ziyaret edebilir ve görebilirsiniz .
 BANGKOK AŞIKLAR PARKICHİANG MAİ . Chiang mai Başkent Bangkok’un 700 Kilometre kuzey batısında bulunan ve oldukça renkli bir yapıya sahip olan mutlaka ve mutlaka görülmesi kaçınılmaz olan bir yerdir..Geceleri CHİANG KHLAN road üzerinde kurulan pazardan hem çok ucuza el oyma sanatlarını ve halis THAİ ipeğini ,aklınıza gelebilecek her türlü hediyelik eşyayı çok ucuza alabilir yol üzerinde kurulan seyyar yiyecek satan satıcı veya seyyar mutfaklardan çok çok ucuza karnınızı doyurabilirsiniz ..Chiang mai aynı zamanda ,(ülkemizde olduğu gibi nasılki Bolu’lu ustalarımız meşhursa )TAYLAND mutfağını en iyi şekilde hazırlayan ve yemek yapan aşçıları ile meşhurdur ..Bir başka özelliği ise sıcaktan bunalanlar için TAYLAND’ta serinlemek için tavsiye edilebilen yeğane yerdir . Bu arada en çok yağış alan yerlerinde başında geldiğinide unutmamak gerekir ..Görülmesi gereken yerlerin başında ise ise DOİ INTHANON ulusal Parkı ,VACHİRATHAN Şelalesi ,SİRİPHUM Şelelesi ,WAT PHRA THAT DOİ SUTHEP Tapınağı , ALTIN ÜÇGEN GOLDEN TRİANGLE gelir
CHONBURİ – THAİLAND
<< PHUKET adasından bir görünüm << Chiang Mai gece görünümü